Proje Amacı

Proje Amacı

                Çevre,  canlıların içinde yaşadıkları ortam ve bu ortamlardaki çeşitli faktörlerin bütünü; doğa ise insan etkinliklerinin dışında kendi kendini sürekli yeniden üreten ve değiştiren, canlı ve cansız maddelerden oluşan, doğal kaynakları sağlayan ortam olarak tanımlanmaktadır (tdk.gov.tr).

                Çevre eğitimi, çevre ve ilgili konularda bilinçli, mevcut çevre problemlerinin çözümüne katkı sağlayacak ve yenilerinin oluşumunu engelleyebilecek bilgi, beceri, tutum, güdü, kişisel ve toplumsal görev ve sorumluluklara sahip bir dünya nüfusu geliştirme amacı olan, yaşam boyu süren disiplinlerarası bir yaklaşımdır (Deniş ve Genç, 2010, s. 9).

                Doğa ve çevre sorunları gerek sosyal gerek siyasi boyutları ile ulusal ve uluslararası gündemde dile getirilmektedir. Bu sorun hakkında bilim adamları, çevreci kuruluşlar çeşitli dergi, kitap ve makale vb. yayınlar oluşturarak konuyu sürekli olarak gündemde tutmaktadırlar.

             Günümüzde teknoloji, hayatımızı oldukça etkilemekte ve insanlar teknolojiyi hayatın her alanında daha çok kullanmaktadır. TÜİK verileri de ülkemizde bilgisayar ve internet kullanım oranlarının giderek arttığını bize göstermektedir.

                2015 yılında sırasıyla %54,8 ve %55,9 olan bilgisayar ve internet kullanım oranları 2016 yılı Nisan ayında 16-74 yaş grubundaki bireylerde sırasıyla %54,9 ve %61,2 oldu. Bu oranlar erkeklerde %64,1 ve %70,5 iken, kadınlarda %45,9 ve %51,9’dur. http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=24862)

             Bilgisayar ve İnternet kullanımı 2017 yılında 16-74 yaş grubundaki bireylerde sırasıyla %56,6 ve %66,8 oldu. Bilgisayar ve İnternet kullanım oranları 16-74 yaş grubundaki erkeklerde %65,7 ve %75,1 iken, kadınlarda   %47,7 ve %58,7 oldu.( http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=21779)

             Teknolojiyle içi içe yaşayan insanın doğayla olan bağları giderek zayıflamakta ve insanlar çevreye karşı duyarsız hale gelmektedir. Özellikle de okul çağındaki öğrenciler bu durumdan fazlaca etkilenmektedir.

             Bunun yanında sınavlar, eğitim-öğretimin okul sınırları içinde kalması vb. nedenler de öğrencilerle doğa arasına bir engel koymaktadır. Oğurlu, Alkan, Ünal, Ersin ve Bayrak’a göre örgün eğitim programları doğa- çevre eğitimi bakımından yetersiz kalmaktadır(Oğurlu, Alkan, Ünal, Ersin, Bayrak, 2013). Atasoy’ a göre, “Çevre sorunlarının küreselleşmesi ve gezegendeki yaşamı tehdit eder noktaya gelmesi, insanların doğa ile ilişkilerini ve çevreye karşı tutum ve davranışlarını tekrar sorgulamaya; doğaya karşı bireylerin üstlendikleri görev ve sorumlulukları tekrar gözden geçirmeye; çevre ahlâkı, ekolojik kültür ve çevre bilincini tekrar tanımlamaya itmiştir. Özellikle son yıllarda eğitim – öğretim ile çevre sorunları arasındaki ilişki tekrar irdelenmeye; öğretmenlerin, okulların, ders programların çevre duyarlılığı ve ekolojik bilinci yüksek bireyler yetiştirmeye uygunluğu tekrar sorgulanmaya başlanmıştır.  Tüm bunların sonucunda erdem, ahlâk, değer, hoşgörü, denge, birliktelik, etik, kalkınma, ekonomi gibi kavramlar ekolojik açıdan yeniden tanımlanmıştır. Çevre için eğitimin gerekliliği, önemi, işlevi ve etkileri sorgulanırken, derslerin çevreselleştirilmesi ve okullarda öğrencilere yeterli çevre bilinci verilmemesi konusu birçok ülkede tartışılmaya başlanmıştır.” (Atasoy, 2005: 2). Okullarda öğrencilere verilen kazanımlarda ve yapılan etkinliklerde doğa ve çevre bilincine fazla yer verilmemektedir. Doğa ve çevre bilinci kazandırmaya dönük etkinlikler de uygulanamadığı için öğrenilen bilgiler teoride kalmaktadır. Buna bağlı olarak da okullarda çevre ve doğa bilincine karşı duyarsızlaşan öğrenciler yetişmektedir.

            İnsanların doğa ve çevre ile ilgili olan bağlarının zayıflamasındaki bir diğer neden de kentleşmenin artmasıdır. İnsanlar tarım alanlarının azalması, kentlerdeki eğitim, sağlık, ulaşım gibi hizmetlerin kalitesinin daha iyi olması, çiftçilerin yapmış olduğu işin karşılığını alamaması, töresel cinayetler ve terör nedeniyle can ve mal güvenliğinin kalmayışı nedenlerinden dolayı kırsal alanlardan kentlere olan göç giderek artmıştır. TÜİK verilerine bakıldığında il ve ilçe merkezlerinde ikamet edenlerin oranı 2016 yılında %92,3’ e yükselmiştir. (www.tuik.gov.tr/PdfGetir.do?id=24638)

            Öğrencileri doğayla buluşturmanın önemli oluşu bu alanda çalışma, araştırma ve proje hazırlama konusunu gündeme getirmiştir. Bu kapsamda birçok kurum tarafından projeler hazırlanmıştır. Bu projelerden birisi de “TÜBİTAK 4004- Doğa Eğitimi ve Bilim Okulları Destekleme Programı Projesi”dir.

                Proje kapsamında öğrencilere yöremizde bulunan milli park, tabiat parkı, sulak alanlar gibi korunan doğal alanların tanınması ve buralardaki canlı türleri hakkında yerinde verilecek görsel bilgilerle hedef kitlenin bilgi dağarcığına doğal-ekolojik unsurlar eklemek; yaban hayvanlarının doğal denge içerisinde konumunu ve önemini, yaşama ortamlarında görmek, izlemek ve öğrenme fırsatı vermek; çevrelerini tanımaya çalışma ve doğayı öğrenmeye ilgi ve istek duymaları yönünde yeti kazandırmak; farklı okullardan gelen öğrencilerimizin kaynaşma, sosyalleşme, çevre duyarlılığı ve sorun çözme becerilerini geliştirmeye yönelik yapıcı ve katılımcı bir çevre ya da doğa programı geliştirmek; öğrencilerin doğal bir ortamda yapılacak gözlem, yazma faaliyetleri, sanatsal faaliyetler, spor faaliyetleri ve etkinliklerle onların yaparak-yaşayarak öğrenimine, elde edilen kazanımlara dayalı olarak katılımcılarda girişimciliğin ve bireysel yaratıcılığın gelişimine katkı sağlamak amaçlanmaktadır.